0
Bağış Yap
Takip Et
TR
Kapat
  • Biz Kimiz
  • Ne Yapıyoruz
  • Ne Yapabilirsiniz
  • Toplumsal Faaliyetler ve Eğitim
  • Giriş Yap
Diğer konulara göz atın:

 hakkında sorulan sorular
Havaic-i asliye (Aslî ihtiyaçlar) nedir?
Havaic-i asliyye, yani temel ihtiyaçlar, fıkhi açıdan bireyin zorunlu gereksinimlerini karşılayan ve bu nedenle zekâta tabi olmayan varlıkları ifade eder. İslam’da mali ve bedeni sorumluluklar belirlenirken kişinin durumu göz önüne alınmış, bu yükümlülükler makul ve taşınabilir kılınmıştır. Bu doğrultuda İslam âlimleri, zekât ve sadaka-i fıtr verilmesi için, bireyin ve bakmakla yükümlü olduğu aile fertlerinin temel gereksinimlerinden fazla olarak nisap miktarı mala sahip olmasını şart koşmuştur. Temel ihtiyaçlar, bireyin hayatını sürdürebilmesi için zorunlu olan varlıklardır. Bunlar; nafaka, oturulan konut, ev eşyaları, giyim, borç karşılığı edinilen mallar, meslek ve sanat için kullanılan araç-gereçler, ulaşım araçları ve eğitim için edinilen kitaplar gibi eşyaları kapsar.
Temel ihtiyaçlar için biriktirilen para zekâta tabi midir?
Aslî ihtiyaçlar; konut, ev eşyası, giyim, ulaşım aracı ve besin gibi bireyin güvenli ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi için zorunlu olan unsurlardır. Bu ihtiyaçları karşılamak amacıyla biriktirilen ve sözlü ya da yazılı bir taahhüt altına girilmiş paralar, artık temel gereksinimler için ayrıldığından zekâta tabi değildir. Ancak, herhangi bir taahhüde bağlanmamış ve nisap miktarına ulaşarak üzerinden bir yıl geçmiş olan paranın zekâtı verilmelidir.
Taksitli olarak zekât verilebilir mi?
Esas olan, kişinin sorumluluğuna düşen zekâtı ödemesidir. Bu doğrultuda, zekâtın tek seferde verilmesi mümkün olduğu gibi, taksitler hâlinde ödenmesi de caizdir.
Öşür nedir, nakit olarak verilir mi?
Tarım ürünlerinden alınan zekâta "öşür" denir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu konuda, “Yağmur ve nehir sularıyla sulanan toprak mahsullerinde onda bir; kova ile sulananlarda ise yirmide bir vardır." (Buhârî, Zekât, 55) buyurarak öşür oranlarını belirlemiştir.Öşür, hem mahsul olarak (aynî) hem de para şeklinde (nakdî) verilebilir. Siz de öşrünüzü aynî ya da nakdî olarak derneğimize bağışlayabilirsiniz.
Ticaret malının zekâtı kendi cinsinden ödenebilir mi?
Ticaret mallarının zekâtı, malın piyasa değeri üzerinden hesaplanarak nakit olarak ödenebileceği gibi, aynı türden mal olarak da verilebilir.
Büluğ çağına ermemiş zengin çocuğun malından zekât gerekir mi?
Akıl baliğ olmayan çocuklar ve akli melekesi yerinde olmayan kişiler, dinen mükellef sayılmadıkları için zekâtla yükümlü değildir. Ancak, zenginlerin mallarında fakirlerin hakkı bulunduğundan, mal sahibi olan çocukların ve akıl sağlığı yerinde olmayan bireylerin zekâtı, veli veya vasileri tarafından verilmelidir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de, “Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardır” (Zâriyât, 51/19) buyrulmuştur.
Alacakların zekâtı nasıl verilir?
Geri ödeneceği kesin olan alacakların zekâtı, her yıl alacaklı tarafından ödenmelidir. Eğer tahsil edilmeden önce zekâtı verilmemişse, alacak tahsil edildikten sonra geçmiş yıllara ait zekâtlar da ödenmelidir. Ancak, inkâr edilen veya geri alınma ihtimali düşük olan alacaklar için her yıl zekât vermek gerekmez. Böyle bir alacak daha sonra tahsil edilirse, alacaklı o tarihten itibaren zekât mükellefi olur ve önceki yıllar için zekât ödeme yükümlülüğü bulunmaz.
Babası ile birlikte oturan kimse zekât ile mükellef midir?
Babasıyla birlikte yaşayan bir kişinin, kendi şahsına ait ayrı bir malı varsa ve bu mal zekât için gerekli şartları taşıyorsa, o kişi zekât vermekle yükümlüdür. Ancak, eğer baba ile mallarını ayırmamışlar ve ortak bir şekilde kazanç sağlıyor, harcama yapıyorlarsa, bu durumda eldeki birikim üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kişi zekât vermekle yükümlü olur.
Alacaklar zekâta mahsup edilebilir mi?
Ödeme güçlüğü çeken borçlu kişi, zekât alabilecek kişilerden biri ise, kendisinde alacağı bulunan kişi, bu alacaklarını zekâta mahsup edebilir. Yani, borçlu kişiye verilen zekât, alacaklı tarafından ödeme olarak kabul edilebilir.
Vergi zekât yerine geçer mi?
Vergi, vatandaşlık görevi olarak kabul edilirken, zekât dini bir yükümlülüktür. Zekât ve vergi, mükellefiyet, temel amaç, oran, miktar ve harcanacağı yerler (Tevbe, 9/60) açısından birbirinden farklıdır. Bu nedenle, devlete ödenen vergiler, zekât yerine geçmez. Zekât, ayrı olarak verilmelidir.
Arazi mahsulünden zekât verilmesi gerekir mi?
Odun, kamış (şeker kamışı hariç) ve ot dışında topraktan elde edilen her türlü ürün, nisap miktarına (yaklaşık 650 kg) ulaşması hâlinde zekâta tabi olur. Yüce Allah, “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan infak edin...” (Bakara, 2/267); “Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan O’dur. Herbiri meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin. Devrilip toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (En’am, 8/141) buyurmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de, “Yağmur ve nehir sularıyla sulanan toprak mahsullerinde onda bir; kova (el emeği) ile sulananlarda ise yirmide bir vardır.” buyurmuştur (Buhârî, “Zekât”, 55).

Hadiste belirtildiği gibi, mahsulün zekâtı, toprağın işlenmesi ve kullanılan suya göre belirlenir. Eğer toprak, emek sarf edilmeden yağmur, nehir, dere, ırmak veya bunların kanallarıyla sulanıyorsa, elde edilen mahsulün zekâtı 1/10 (onda bir) oranında verilir. Ancak, suyun emekle (kovalarla) veya ücretle temin edilmesi, motorla sulama gibi masraf gerektiren yöntemlerle sulama yapılmışsa, mahsulün zekâtı 1/20 (yirmide bir) olarak ödenir.
Zekât havale yoluyla ödenebilir mi?
Zekât, doğrudan elden verilebileceği gibi, vekâlet veya havale yoluyla da verilebilir. Önemli olan nokta, zekâtın doğru kişiye ve gerekli şekilde ulaşmasıdır.
Hayvanların zekâtı yerine değeri verilebilir mi?
Malın zekâtı, aynı türden verilebileceği gibi, farklı maddelerle de ödenebilir. Örneğin, hayvanların zekâtını vermek isteyen kişi, aynı türdeki hayvanları verebileceği gibi, hayvanların değerini hesaplayarak nakit veya başka bir mal olarak da verebilir. Ancak, fakirin çıkarına olacak bir seçenek tercih edilmesi daha uygun olur.
Üvey anne, üvey baba ve üvey çocuklara zekât verilebilir mi?
Kocası ölmüş üvey anneye, büluğ çağına erişip evden ayrılmış üvey çocuklara ve üvey babaya, eğer fakir iseler zekât verilebilir. Çünkü bu kişilerle zekât veren arasında usul (ana, baba, dede) ve füru (çocuk, torun) ilişkisi bulunmadığı gibi, zekât veren kişi bu kişilere bakmakla yükümlü de değildir.
Ziynet eşyasına zekât verilir mi?
Altın ve gümüş dışında kalan ziynet eşyaları zekâta tabi değildir. Ancak, altın ve gümüşten yapılmış ziynet eşyaları, zekât için gerekli diğer şartları taşıdığı takdirde zekâta tabi olur. Bu durumda, altından yapılmış ziynet eşyaları 80.18 gram veya daha fazla olup, üzerinden bir yıl geçmişse zekâta tabi olur.
Damat ve geline zekât verilebilir mi?
Fakir olan damada zekât verilebilir. Ancak, koca eşine bakmakla yükümlü olduğundan, kişinin gelinine zekât vermek, dolaylı olarak kendi oğluna zekât vermek gibi kabul edilir. Bu nedenle, geline zekât vermek geçerli olmakla birlikte, uygun bulunmaz.
Şirket ortakları nasıl zekât verirler?
Fiilî olarak bir şirketin ortağı olan kişi, şirketin duran varlıkları (büro, alet, makine vb.) dışındaki dönen varlıklarından, kendi hissesine düşen miktarın nisaba ulaşması ve üzerinden bir yıl geçmesi hâlinde zekâtını vermekle yükümlüdür. Sanayi sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin duran varlıkları (üretim makineleri vb.) zekâttan muaf tutulurken, borçlar, malzeme, işçilik, üretim, pazarlama, yönetim ve finansman giderlerinin maliyet hesapları yapılıp çıkarıldıktan sonra, dönen varlıklar (yarı mamul ve üretilmiş mallar, hammaddeler, nakit para, çek vb.) net kâr ile birlikte %2,5 (kırkta bir) oranında zekâta tabi olur.
Zekât verilen kişinin zengin olduğu ortaya çıkarsa ne yapmak gerekir?
Zekât mükellefi, zekâtını vereceği kişiyi araştırmalıdır. Eğer yapılan araştırma sonucunda, zekât verilecek kişilerden olduğu kanaatine varılan birine zekât verilirse, daha sonra bu kişi gerçekten zekât verilebilecek kişilerden olmadığı ortaya çıksa dahi, zekât geçerli olur. Ancak, araştırma yapmaksızın zekât verilirse ve sonradan bu kişi gerçekten zekât alabilecek kişilerden biri olduğu anlaşılırsa, zekât geçerli olur. Fakat, bu kişi zekât verilebilecek kişilerden değilse, zekât geçerli olmaz ve yeniden verilmesi gerekir.
Zekât kimlere verilmez?
Zekât ve fitre, Tevbe suresinin 60. ayetinde sayılan kişi ve kuruluşlar dışında kimseye verilemez. Bunun dışında, zekât verilecek kişi bu şartları taşısa bile, zekât mükellefleri şu kişilere zekât veremezler:
1- Ana, baba, büyük anne ve büyük babalarına, 2- Oğul, oğul çocukları, kız, kızın çocukları ve bu nesilden doğan çocuklarına, 3- Müslüman olmayanlara, 4- Karı-koca birbirlerine zekât veremezler.
Kayınvalide ve kayınpedere zekât verilebilir mi?
Kayınvalide ve kayınpeder, kişinin bakmakla yükümlü olduğu kişilerden olmadıkları için, eğer fakir iseler, onlara zekât verilebilir.
Ücretlilere zekât verilebilir mi?
İslam’da zekât ve fitrenin kimlere verilip verilemeyeceği, kişilerin sınıf veya meslek gruplarına bakılmaksızın açıkça belirlenmiştir. Bu çerçevede, belli bir geliri olmasına rağmen, bu geliriyle asgari temel ihtiyaçlarını karşılayamayan ve başka bir mal varlığı da bulunmayan kişilere zekât verilebilir.
Sadaka nedir?
Sadaka, zekâttan daha geniş bir kavram olup, Allah (c.c.) rızası için gönüllü olarak yapılan her türlü bağış ve infakı kapsamaktadır. Özelde zekât, genelde ise sadaka, İslam’ın bireylerin ve toplumun maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olmak için sosyal yardımlaşma aracı olarak devreye soktuğu ekonomik bir sistemi ifade etmektedir.
Farklı ayarda altını bulunan kimse zekâtını nasıl hesaplar?
Zekâta tabi olma açısından altının ayar farkı önemli değildir. Hangi ayarda olursa olsun, sonuç olarak altın hükmündedir. Bu nedenle, farklı ayarlarda olan altınlar tek başlarına veya diğer ayarlardaki altınlarla birlikte toplamda 80,18 grama ulaştığında ve diğer şartları da taşıdığında, zekâta tabi olur. Bu durumda, farklı ayarlardaki altınların zekâtı, değerleri üzerinden hesaplanarak %2,5 (kırkta bir) oranında verilir.
Zekât kimlere farzdır?
Bir kimsenin zekât vermekle mükellef olabilmesi için şu şartların yerine gelmesi gerekir: Müslüman, hür, akıllı ve büluğ çağına erişmiş olmalı; ayrıca borcundan ve temel ihtiyaçlarından fazla, hakikaten ya da hükmen artıcı mahiyette (kazanç sağlayıcı nitelikte) ve üzerinden bir yıl geçmiş, nisap miktarına sahip bir mala sahip olmalıdır.
Nisap ne demektir? Nisap miktarı ne kadardır?
Nisap, zekât, sadaka-i fıtır ve kurban gibi ibadetler için konulan bir zenginlik ölçüsüdür ve asgarî zenginlik sınırı olarak tanımlanabilir. Borcundan ve temel ihtiyaçlarından fazla olarak nisap miktarına sahip olan kişi, dinen zengin kabul edilir. Bu kişi, zekât veya sadaka alamaz; ayrıca sadaka-i fıtır vermek ve kurban kesmekle de yükümlüdür. Eğer sahip olduğu mal artıcı nitelikte olup, üzerinden bir yıl geçmişse, zekâtı verilmelidir. Nisap, Hz. Peygamber tarafından belirlenmiş ve bu miktarlar o dönemdeki İslam toplumunun ortalama yaşam standartlarına ve zenginlik ölçüsüne dayanmaktadır. Hadislerde belirlenen nisap miktarları şu şekildedir:● 80,18 gram altın veya eşdeğeri para ya da ticaret malı, ● 40 koyun veya keçi, ● 30 sığır, ● 5 deve. Nisap miktarının bu mallar üzerinden belirlenmesi, o dönemin en yaygın zenginlik araçlarına dayanmaktadır ve sosyal ile ekonomik şartlar fazla değişmediği için bu uygulama sonraki dönemlerde de aynen korunmuştur.
Kimler sadaka-i fıtır vermekle yükümlüdür?
Sadaka-i fıtır, borcundan ve temel ihtiyaçlarından fazla olarak nisap miktarı mala sahip olan her Müslüman'a vaciptir. Bir kişinin sadaka-i fıtır ile mükellef olabilmesi için, zekâtta aranan nisap ölçüsü geçerlidir. Ancak sadaka-i fıtırda, zekâtta aranan malın artıcı olması ve üzerinden bir yıl geçmesi gibi şartlar aranmaz.
Araç-gereç ve malzemeye zekât düşer mi?
Sanat ve meslek icrası için gerekli olan araç, gereç, makine ve malzemeler, aslî ihtiyaçlar arasında yer alır ve bu nedenle bunların zekâtı verilmez. Ancak, bu araç-gereç, malzeme ve makineler ticaret amacıyla üretilmiş veya ticari amaçla alınıp satılıyorsa, bunların zekâtının verilmesi gerekir.
Sadaka-i fıtır ne zaman verilir?
Sadaka-i fıtır, Ramazan Bayramı'nın birinci günü tan yerinin ağarmasıyla vacip olmakla birlikte, Ramazan ayı içinde de verilebilir. Hatta fakirlerin bayram ihtiyaçlarını karşılamaları için, bayramdan önce verilmesi daha faziletlidir. Ancak, bayram sabahına kadar sadaka-i fıtır verilmemişse, bayram günlerinde ödenmesi gerekir. Zamanında ödenmeyip sonraya kalan fitreler ise, mümkün olan ilk fırsatta ödenmelidir.
Zekât vaktinden önce verilebilir mi?
Oruç ve hac ibadetlerinde olduğu gibi, zekât konusunda da kameri ay hesabı uygulanır. Zekâtın farz olması için, nisap miktarına sahip malın üzerinden bir kameri yılın geçmesi gerekir. Ancak mal sahibi, dilerse vakti gelmeden önce de nisap miktarına ulaşan malının zekâtını verebilir.
Fitrenin buğday, arpa, hurma veya üzüm olarak verilmesi zorunlu mudur?
Hadislerde, sadaka-i fıtırın miktarı, arpa, hurma veya üzümden bir sâ’ (yaklaşık 2.917 gram) ve buğdaydan ise yarım sâ’ olarak belirlenmiştir. Bu miktarın belirlenmesi, o dönemdeki toplumun ekonomik şartları ve beslenme alışkanlıklarıyla ilişkilidir. Hz. Peygamber ve sahabe dönemindeki uygulamalar dikkate alındığında, sadaka-i fıtır miktarının, bir fakirin, yaşadığı toplumda orta hâlli bir ailenin günlük yiyecek ihtiyacını karşılayacak miktarda olduğu anlaşılmaktadır. Günümüzde de sadaka-i fıtır, bir kişinin bir günlük normal gıda ihtiyacını karşılayacak miktarda aynî gıda yardımı olarak verilebileceği gibi, bunun değerinde nakit olarak da verilebilir. Ancak fakirin yararına olanı tercih etmek daha uygundur.
Ticaret malının zekâtı neye göre hesaplanır?
Kâr amacıyla alınıp satılan mallara "ticaret malları" denir. Borçtan ve aslî ihtiyaçlarından fazla olarak 80.18 gr. altın değerinde ticaret malına sahip olan kişi, bu malın üzerinden bir yıl geçtikten sonra, kırkta bir (%2,5) oranında zekâtını vermekle yükümlüdür. Zekât, gelecekte elde edilmesi beklenen kâr üzerinden değil, mevcut sermaye üzerinden ödenmesi gereken bir ibadettir. Bu nedenle, ticaret malının zekâtı verilirken, kârsız olarak zekâtın verildiği tarihteki değeri esas alınır.
Zekât ve fitre kimlere verilir?
Zekât ve fitrenin kimlere verilebileceği, Kur’an-ı Kerim’de (Tevbe Sûresi, 60) belirlenmiştir. Bu kişiler şunlardır:1- Fakirler, 2- Düşkünler, 3- Esaretten kurtulacaklar, 4- Borçlu düşenler, 5- Allah yolunda cihada koyulanlar (mukaddesatı korumak için mücadele verenler, ilim tahsil edenler), 6- Yolda kalmış olanlar, 7- Zekât toplamakla görevlendirilen memurlar, 8- Müellefe-i kulûb adı verilen, kalpleri İslam’a ısındırılmak istenen kimseler.
Vaktinde ödenmeyen sadaka-i fıtır borcu nasıl ödenir?
Bütün ibadetlerde olduğu gibi, sadaka-i fıtır yükümlülüğü de geciktirilmeden zamanında yerine getirilmelidir. Ancak, zamanında ödenmemişse, bu fitrelerin mümkün olan ilk fırsatta ödenmesi gerekir.
Zekât ve fitre, hayır kurumlarına verilebilir mi?
Aldıkları zekât ve fitreleri bir fonda toplayıp, yalnızca Tevbe suresinin 60. ayetinde belirtilen yerlere harcayan ve bu işlemi güvenilir kişiler eliyle yöneten dernek, kurum ve yardımlaşma fonlarına zekât ve fitre verilmesinde dinen bir sakınca yoktur.
Sadaka-i fıtır kimlere verilir, kimlere verilemez?
Sadaka-i fıtır, zekât verilebilecek kimselere verilir. Zekât verilmesi caiz olmayan kişilere, dolayısıyla sadaka-i fıtır da verilmez.
Zekât vermenin belirli bir zamanı var mıdır?
Zekât vermenin belli bir zamanı yoktur ve farz olduğu andan itibaren verilmesi gerekir. Bu nedenle belirli bir ayı veya Ramazan’ı beklemeye gerek yoktur. Zekât ile yükümlü olan kişilerin, yükümlü oldukları andan itibaren en kısa zamanda zekâtlarını vermeleri uygun olacaktır.